1. YAZARLAR

  2. Onur Akbaş

  3. Divan şiirinin kayıkçı kavgası
Onur Akbaş

Onur Akbaş

HİSBOYU

Divan şiirinin kayıkçı kavgası

A+A-

Öncelikle şunu ifade etmek gerek, bu yazı akademik bir yazı olmamakla birlikte alanın problemlerine değinme yahut alana bir katkı sağlamak amacıyla değil bizzat alan dışı bir zihnin ve ruhun alımlama estetiği bağlamında duyuş ve düşünüşlerinin bir eseridir.

Geçtiğimiz günlerde bir konuşmam esnasında önümde bulunan Baki gazellerinden birine göz attığımda bir kere daha hatırladım meşhur rint ve zahit kavgasını... Bu konuda aynı adla Fuzuli'nin bir eseri de vardır. Çok dolandırmaya gerek zahit, rindin gözünde Tanrı'dan onun ödül ve ceza yönetmeliğinden dolayı korkan, cehennem korkusu ve cennet arzusu etrafında ibadetlerini, zikrini yahut hayatını ve giyimini tanzim eden biri olmakla beraber; zahidin gözünde rint, pejmürde, dağınık, dış görünüşe dikkat etmeyen, hayattan ve hadiselerden kopuk, kimine göre tekkeyi sembolize eden meyhaneye gider, tasavvufi iddiaya göre insanı kamil denilen ütopyanın arketipidir. Aslında meseleye evrensel açıdan yaklaşıldığında ikisi de "yer yüzünde faydalı işler yapan"lardan olmayı biri ibadete ve günah sevap hesabına indirgemiş (zahid) veya olgunluk cübbesinin altına her teraneyi süpürüp öteki yanağını da dönmenin ayinini kilise yerine meyhanede pardon tekkede yapan bozulmuş Osmanlı bürokratı tiplemesi..

Divan şiirinin bütünüyle toplumdan kopuk, bir şiir olduğunu iddia edenler meseleye politik yaklaşıp, yeniyi inşa etmek için her eskiyi bertaraf etme adlı anarşist öğretinin gereğini yerine getirmektir. Ben işin orasında değilim. Yani bendeki alımlama ideolojik garazdan biraz daha farklı. Rint çok ibadet eden biri olmasa da hayattan kopuk miskinliğine hep tanrısal bahaneler uyduran bir tiptir. Değme aşıkane sözü alegori kaypaklığında, tanrısal fısıltılara çevirirken metin yahut retorik üstünden kendisini aklar.

Her iki tip de toplumdan uzaklığın, miskinliği ve felsefesizliği, körü körüne bağlanmayı kendi meşrebince ulular ki onun adı ruhbanlıktır. Kurgusal anlamda bu tezatın yeri vardır ve değerlidir. Ama reel hayatta karşılığı toplumsal kokuşmuşluktur. Küşteri perdesinde bir gölge olarak durmasında hiçbir mahsur yoktur.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.