1. YAZARLAR

  2. Kamuran ÖZGEN

  3. D2 Yetki Belgesi uygulaması ve devletimizin uğradığı gelir kayıpları -2-
Kamuran ÖZGEN

Kamuran ÖZGEN

D2 Yetki Belgesi uygulaması ve devletimizin uğradığı gelir kayıpları -2-

A+A-

Bir önceki yazımda ayrıntısı ile belirttiğim ve halen uygulamada bulunan "tarifesiz yolcu taşımacılığı" sınıflandırması içinde olan "turizm taşımacılığı" için şart koşulan "D2 Yetki Belgesi" ve bu belgeyi almak isteyen bir yolcu taşıma firmasının, şirket öz malı olarak kayıtlı "10 yaşından küçük en az 75 koltuk kapasitesini dolduracağı araç sayısına sahip olması gerekiyor" konulu yazıma devam ediyorum.

Vatandaşın, Devletin uygulamalarından beklentisi; Devletin vatandaşının işlerini zorlaştıran bir yapı değil, işlerini kolaylaştıran ve bunu yaparken de "devletin gelirlerini artırıcı" uygulamalar içinde olmasını görmek yönündedir. Maalesef 2003 yılında uygulamaya konan ve turizm taşımacılığında çalışan araçlar için zorunlu hale getirilen "D2 Yetki Belgesi Alma Şartı" ve sonrasında "Karayolu Taşımacılık Kanunu"nunda 2018 Ocak ayında yapılan yeni değişikliklerle, sayıları on bine yaklaşan ve toplamda 2018 yılında kırk milyon yabancı turistin ülkemizdeki "transfer, konaklama, otel rehberliği ve gezi hizmetlerini" sağlamış olan ve bunu yaparken 1618 sayılı Türkiye Seyahat Acentaları Birliği yasasının kendilerine verdiği yetki ve sorumluluk çerçevesinde faaliyet gösteren Seyahat Acentelerinin "yok sayılmaları" anlaşılır gibi değildir.

Karayolu Düzenleme Genel Müdürü Sayın Mehmet Gürses'in "Seyahat Acentaları Temsilcileri" ile beraber yaptığı toplantılarda, sürekli olarak "bu işin patronu biziz" şeklindeki beyanlarına istinaden, bir patronun aldığı maddi ve manevi sorumlulukları da alması gerektiğine inanıyorum. Devletin Genel Müdürlük koltuğunda oturup, aldığı kararlarla devlete gitmesi gereken "D2 Yetki Belgesi" ücretlerinin, özel firmalara gitmesine neden olmanın maddi sorumlusunun da kendisi olduğunu söylemelidir. Şöyle ki, 2003 yılından bu yana uygulanan "D2 Yetki Belgesi ve bu belge için aranan 75 koltuk şartı" nedeni ile 15 yılda yaklaşık 1,5 milyar Türk Lirası "D2 Yetki Belgesi Sahibi" yolcu taşıma firmalarının cebine girmiştir.

Devlete aracının koltuk sayısı kadar ücret ödeyip "D2 Yetkisi Belgesi" alamayan, mesela 15 koltuklu bir yolcu minibüsü sahibi vatandaş, taşıma firmalarına mahkûm edilmiştir. Bu firmalarla noterde taşıma sözleşmesi yapılmış ama "Karayolu Taşımacılığının patronu" olduğunu söyleyenler 15 yıl boyunca, bu bir adet minibüsü olan vatandaşın taşıma firmasına ödediği "D2 Belge Kiralama Ücretinin" peşine düşmemişlerdir. Devletin yetkili makamlarında oturanların "devletin hak ve menfaatlerini korumak ve kollamak" gibi sorumlulukları vardır. Ama uygulamadaki aksaklık 15 yıl boyunca bir  kayıt dışı "D2 Yetki Belgesi Kiralama" sektörü oluşturmuş ve bunu görmezden gelmiştir.

Turizm gelirlerinin, ülkemizin cari açığının kapanmasında önemli bir yeri olduğunu bilen yetkililerimizin bir an evvel bu "Karayolu Düzenlemenin patronu olan beyefendiye" devletimizin maliyesine maddi anlamda verdiği zararı hatırlatması ve tek düşünceleri çalışıp evine ekmek götürmek ve devletine vergisini ödemek olan vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin acilen giderilmesi yönünde olmalıdır. Sayıları on bini bulan Seyahat Acentalarının belki ancak birkaç yüz tanesinin "D2 Yetki Belgesi" alma şartını sağlayacak sayıda araçları vardır. Geri kalanların ise bir iki tane aracı vardır ve bunlarla zaten dört beş ay çalışabildikleri turizm sezonunda istihdam yaratmaya ve ürettikleri ürünlerle diğer paydaşlarında sektörden nemalanmasına çalışmaktadırlar. Yıllardır KOBİ'leri kalkındırmak için binlerce çalışma yapan Devletimizin, kendisi de bir KOBİ olan ve "hizmet ihracatı" yapan Seyahat Acentasının kendi şirketine ait aracını, kendi turizm faaliyetlerinde kullanmasının önünü açmalıdır.

2018 Ocak ayında yürürlüğe giren yeni "Karayolu Taşımacılık Kanunu" eğer bu şekli ile "bu işin patronu biziz" diyenlerin inisiyatifinde bırakılacak, sektör paydaşları dinlenmeyecekse; Şunu şimdiden buradan Devlet yetkililerimize bildirmek isterim, 2019 yılı turizm sezonunun çok iyi geçmesi gelen rezervasyonlardan şimdiden görülüyor. Havaalanlarında ve yolculuk esnasında mevcut "Karayolu Düzenleme Genel Müdürlüğü"nün almış olduğu kararların uygulamasından, yüzbinlerce turist mağdur olacak ve bunlar turizm şirketlerine tazminat talebi ile geri döneceklerdir. Devlet aklının öne geçip, 2019 turizm sezonu açılmadan evvel, ülkemizin en önemli döviz getiren sektörlerinin başında gelen turizm sektörünün, bu uygulamadan ötürü alacağı zararları ortadan kaldıracak yeni uygulama yöntemleri devreye sokulmalıdır.

Seyahat Acentaları olarak, Devlet edenlerden beklediğimiz, "bizleri dövmeyi bırakıp, bizlerden nasıl daha fazla vergi alacağınızın ve turizm sektöründeki kayıt dışılığı nasıl ortadan kaldıracağınızın derdinde olmanızdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.