1. YAZARLAR

  2. Hasip Sarıgöz

  3. Çorapören…
Hasip Sarıgöz

Hasip Sarıgöz

Çorapören…

A+A-

Yıl 2018 idi…

Aylardan Nisan…

Devletin en güvenilir ve en değerli bankası olan Ziraat Bankası'nda çok absürt bir gelişme olmuş ve bunun üzerine o tarihte yazmış olduğum "Demirören'e (tüpçü) destek, çiftçiye köstek!" başlıklı yazımda demiştim ki:

"Dolar, avro, mazot, hayvan yemi, gübre almış başını gitmiş!

Esnaf, çiftçi, köylü kan ağlıyor!

1863 yılında 'Türk tarımını desteklemek, geliştirmek ve Türk çiftçisini kalkındırmak amacıyla' kurulan Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası; bu günlerde borcunu ödeyemeyen gariban çiftçinin ipotekli tarlalarını haraç mezat satmaya ve ekmek teknesi olan traktörlerine el koymaya devam ediyor!

Adından "T.C." kaldırılmış olan aynı Ziraat Bankası, aynı günlerde bakın ne yapıyor?

Doğan Yayın Grubu'nu satın alan Demirören'e tam 750 milyon dolar kredi veriyor!

Üstelik 10 yıl vadeli verilen bu kredi, 2 yıl boyunca da geri ödemesiz!" demiş ve "Tarımımız ne güzel destekleniyor değil mi? Çiftçimiz de ne güzel kalkındırılıyor, öyle değil mi?" diye de sormuştum.

Çünkü yapılan büyük yanlış aslında en baştan belliydi...

Vardı bir çapanoğlu!

Bakın Sedat Peker, daha dün yayınladığı videosunda ne diyor?

Diyor ki: "Bizim Pamukören var ya, şimdi biz gazeteyi bastık, Aydın Doğan kargaşalardan korktu, verdi yerleri. 750 milyon dolara. Aslında bir tanesi o kadar para ederdi. Bu 750 milyon doları Ziraat Bankası verdi. Ziraat Bankası devletin, devlet kimin sizin."

"Siz patronsunuz, vergi veriyorsunuz ya. 750 milyon dolar aldı, hiçbirini ödemedi. Anaparayı bırak faizlerini bile ödemedi bu sahtekâr. Siz şimdi teknik olarak gitseniz aç lan kapıyı deseniz, çıkın buradan deseniz, bizim paramız..."

Ziraat Bankası'na soruluyor, "Size geri ödenen bir para var mı?" Adamlar ne ödendi diyorlar, ne de ödenmedi…

Ne diyor?

"Müşteri sırrı"!

Ödenmiş olsa "ödendi" demek en kolayı, ödenmedi diyemedikleri için de müşteri sırrı diyerek işin içinden çıkıyorlar.

Aslında ödenmiş olsa bile fark etmez. Çünkü yapılan şey esastan yanlıştı ve büyük bir suçtu!

Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası'nın kuruluş amacı; tarımı desteklemek ve çiftçiyi kalkındırmaktı. Tabi isminin başındaki "T.C" kaldırılınca işler değişmiş olabilir. (Bilin ki, başından T.C. veya Türk ibaresi kaldırılan her kurumun boynuna bir tasma takılmış demektir. O yüzden, o kurum artık millete değil, tasmasının ipi kimin elindeyse onlara hizmet eder!)

İyi de, bu Demirören kim?

Mafyanın da mafyası Demirören mi?

Ya da kendi başına ve kendine münhasır, büyük ve belirleyici bir güç müdür?

Yoksa bu Demirören; sadece bir paravan mı? Kolları, bacakları ve ağzı kuklacının tuttuğu iplere bağlı, yalnızca bir kukla mı?

Aslında bunun cevabı da çok basit.

Nasıl?

Şöyle ki, 750 milyon dolar gibi bir paranın bir kuruşunu bile ödemeyen bir adama bu kadar malı, mülkü ve gücü kim teslim eder, kim yanına bırakır?

Değil Ziraat Bankası, hiç kimse bırakmaz, hele ki Devlet!

Şimdi sıkı durun:

Ziraat Bankası'ndan çıkan bu paralarla, bu Demirören'e satılan televizyon kanallarını, gazeteleri ve Turkuvaz Medya Grubu'nu kim yönetiyor?

"Serhat Albayrak ve Berat Albayrak!!!"

Ben demiyorum, Sedat Peker söylüyor…

Ben de merak edip araştırdım. Turkuvaz Medya Grubu'nun Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Kalyoncu, Başkan Vekili de Serhat Albayrak.

Serhat Albayrak kim?

Erdoğan'ın damadı olan Müstafi Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın abisi…

Berat Albayrak'ın diğer gazete ve televizyon kanallarının yönetiminde doğrudan veya perde arkasından bir rolü/etkisi var mıdır, orasını bilemem.

Fakat şunu bilirim: Dünyanın neresinde olursa olsun; eğer mafya, siyaset ve bürokrat üçgeni kurulmuşsa, orada büyük sıkıntı ve hatta büyük soygunlar var demektir.

İşte böyle, 750 milyon dolar gibi büyük bir parayı devlete ödetirler, göz koydukları varlıkların sahibine baskıyı kurarlar ve istediklerini ele geçirirler. Tabiri caizse, mafya ağzıyla üzerine çökerler…

Sonra, üzerine çöktüklerinin parasını (yani aslında bir kısmını) ödettikleri Devlet'e bir kuruş bile geri ödemezler. O sözüm ona Devlet dediğiniz şey ise, kredisini ödeyemeyen çiftçinin traktörünü, besicinin de hayvanlarını haczetmeye devam eder!

Üzerine çökülen medya kuruluşları mı?

Onlar şakır şakır yayın yapmaya devam ederler…

Tabi ki, sahibinin sesi, tasmalarını tutanların nefesi olarak!

Şimdi anladınız mı bu ülkede medya nasıl ele geçirildi?

Şimdi anladınız mı havuz medya nasıl kuruldu?

Şimdi anladınız mı?

Sahibinin sesi olan bu medya kullanılarak size nasıl algı operasyonları çekiliyor!

Kimin parasıyla?

Ziraat Bankası'nın...

Ziraat Bankası kimin?

Devletin...

Yani?

Milletin...

Yani sizin.

Peşkeş çekilen para sizin!

Algı operasyonu çekilen beyinler?

Evet, sizin!!!

Bilmenizi isterim ki, ortada ne Demirören var ne de Pamukören. Bunların hepsi kukla, hepsi paravan ve hepsi kapıkulu.

Aslında ortada, Çorapören(ler) var!

O yıllardır çorap örülen baş var ya…

Ne yazık ki, O da sizin!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.