1. YAZARLAR

  2. Yunus Arıkan

  3. Bu noktaya nasıl gelindi?
Yunus Arıkan

Yunus Arıkan

Bu noktaya nasıl gelindi?

A+A-

Ömrüm boyunca birine laf atmayı,

Laf sokuşturmayı,

Bilmediğim bir konuda ahkam kesmeyi beceremedim.

Yeteneksizim!..

*

Ancak ne var ki anlamadıklarımı öğrenmek adına hep sordum,

Soruşturdum,

Araştırdım,

Yazdım.

Hiçbir şekilde maksadım, birilerini yerden yere vurmak olmadı.

Hele de gazetemin bana ayırdığı bu köşeden -bilerek ve farkında olarak- olabileceğini de sanmıyorum.

Bu köşe benim özel kullanım alanım değil. Gazetemin toplum yararına kullanmam için bana tahsis ettiği alan.

İşte bu köşemde de ben:

Doğru olmayan ve kafa karıştıran, kışkırtan her ifadeden kaçınıyorum.

*

O nedenle ya, toplum önünde olan insanların kullanıyor olduğu;

Kaba,

Çirkin,

Yakışıksız ifadelerin, toplumda örnek teşkil ederek, 'Kötü bir rol model olabileceği' göz ardı edilirken, ağızdan çıkan sözlerin nereye gidebileceğini,

Kendilerine ve bulunduğu kuruma nasıl bir fayda veya zarar getirebileceğini,

Bir unvan altında konuşurken, asla gerçek kişi olunmadığını, bir tüzel kişiliğin temsil edildiğini,

Ağızdan çıkan olumlu-olumsuz sözlerin, kurumuna ve/veya temsil ettiği anlayışa mal edileceği iyi hesap edilmeli, diye düşünürüm ben.

*

Hele de söz konusu şahıs, bir din adamıysa, üstlendiği misyonu nedeniyle;

Daha bir hoşgörülü,

Daha bir anlayışlı,

Daha bir empati kurabilen,

Kendisine gelen eleştirilerde daha bir doyurucu,

Hele de taşıdığı unvan nedeniyle sarf edilen ifadelerin, muhataplarına; -ima yoluyla bile olsa- küçültücü, aşağılayıcı, kırıcı bir çağırışım hissi bile vermemeli, diye düşünüyorum.

*

Demek istediğim şudur efendim:

İnternet gazetelerinin haberlerini tararken, şöyle bir haber ilişti gözüme.

"Ateizm Derneği'nden Boynukalın'a teşekkür:

Gösterdiğiniz üstün gayret için, dernek olarak size büyük bir teşekkür borçluyuz" diyor.

*

Benim anlamadığım nokta şurası:

Tanrı tanımayan, onun varlığına inanmayan bir dernek, nasıl oluyor da;

Kâinatı, insanı ve her tür canlıyı yaratan Tanrıyı,

Onun yüceliğini,

Gücünü ve kudretini,

Mucizelerini anlatması gerekirken,

Allah'ın gönderdiği peygamberlerle (elçilerle) insanları;

Ahlaklı olmada,

Doğrulukta,

Samimiyette,

Sevgide,

Barışta,

Dürüstlükte,

Paylaşımda,

İslam'ın kurallarını anlatma sorumluluğunu üstlenen bir din adamına,

Bir din profesörüne, böyle bir dernek teşekkür tiviti neden atsın?

Şaşkınlığımı bağışlayın lütfen!

Allah'a inanan ve iman eden bir kişi olarak doğrusu üzgünüm.

*

Elbette, derneğin tivitiyle ilgili çeşitli yakıştırmalar ortaya atılabilir.

"Densizlik" denilebilir,

"Yakışıksız" bulunabilir,

"Kendilerinin reklamını yapıyorlar" diye değerlendirilebilir.

İyi, güzel de bu noktaya getirenlerin (Mesela Sayın Boynukalın'ın) bunda hiç mi suçu yok?

Onların İslamiyet'le ilgili, anlatılarıyla uygulamaları, sahiden de örtüşüyor mu?

Hem; "Merak etmeyin ey güruh, haram(!) ettiğiniz vergilerinizden bana düşen hisseden hepinize kaliteli pamuk aldım, artık helal edersiniz, ne yapayım!" demek de ne demek!

Kendisini eleştirenlere ve kendisine hakkını helal etmeyenlere nasıl bir yanıttır bu?

*

Elbette gavura kızarak oruç bozulmayacağını biliyorum.

Ancak bu şekilde bir meydan okuma, 'Güruh' denilerek, aşağılama, son yıllarda -üzgünüm ama- moda oldu galiba!..

*

Demek ki sözün bittiği yerdeyiz!

Biliyorum ki iyi ve ikna edici sözler bitince; yakışıksız söyler ve şiddet ortaya çıkar.

Çıkar da bunun da vebali çok yüksek olur.

Böylesi davranışlar insanları -demek ki- başka taraflara yöneltiyor.

*

Hem, 'Güruh' demeden önce, bu noktaya nasıl gelindi, onu da gözden geçirmek gerekmez mi?

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.