1. YAZARLAR

  2. Balamir GÖKTUĞ

  3. BOMBAYI PATLATACAK!.. "AHMET HOCA" KONUŞACAK KANAL ARIYOR...
Balamir GÖKTUĞ

Balamir GÖKTUĞ

RÜZGARLI SOKAK

BOMBAYI PATLATACAK!.. "AHMET HOCA" KONUŞACAK KANAL ARIYOR...

A+A-

Ali Babacan ile Ahmet Davutoğlu'nun kuracağı partiler, pembe dizi misali kamuoyunun epey gündemini işgal edecek. Kim kimi seviyor?.. Kim kime ihanet etti?.. En yakını onu kimle nerede aldattı?.. Boşanıyorlar mı yoksa tekrar bir araya gelme umutları var mı?.. Ailenin en zengin en büyüğü, dev mirasından kimi mahrum bırakacak?.. Aile büyüğü beklenmedik bir hastalık sonucu hayata veda ederse tahta kim oturur?.. Şirket içi entrikalar... Dedik ya, pembe dizi misali!..

Kamuoyunda hafif bir umut rüzgarı yaratsa bile AKP içinden koparılarak kurulması planlanan 2 partide işler öyle pek de göründüğü gibi değil. Abdullah Gül gölgeli, Ali Babacan cephesinden başlayalım;

Siyasi kulislerde Ali Babacan'ın partisine 90'a yakın milletvekili geçeceğini iddia edip borsayı sürekli yükseltip, piyasayı kızıştıranlar var. İçerisi seni dışarısı beni yakıyor misali!.. Ali Babacan ile Abdullah Gül'e çok yakın bir isimle bugün konuştum. Öyle bir fotoğraf çizdi ki, içerisi cadı kazanı gibi kaynıyor diyebilirim. Başta Beşir Atalay ve eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç olmak üzere pek çok isme yüksek sesle itiraz var. "Eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı" deniyor. Hatta, parti kuruluşunun sürekli ertelenmesinden dolayı, "Abdullah Gül bizi oyalıyor. Yine götürüp Tayyip Erdoğan'a teslim edecek" diye yüksek sesle itirazlarını dile getirenler var. Daha parti kurulmadan bir sürü ismin beynini kuşkular kemiriyor. Anlayacağınız içleri pek de rahat değil!..

Ahmet Davutoğlu cephesi daha sessiz ve temkinli. Şu anda partileşme çalışmalarında Davutoğlu'na yardımcı olan bir AKP'li milletvekili, hem yaklaşan kabine revizyonu hem de kurulacak 2 parti konusunda şu yorumda bulundu;

"Ali Babacan ile Ahmet Davutoğlu görüşüyor. Mehmet Şimşek ile de her ikisi görüşüyor. Her ikisiyle görüşen milletvekili arkadaşlarımız da var. Bunlar siyasette olan şeyler. Görüşülür. Nasıl bir sonuç çıkar süreç gösterir. Ancak son günlerde bazı rakamlar veriliyor bu rakamlar öyle kolay olacak rakamlar değil. Milletvekilleri doğal olarak partisini bırakıp hemen yeni partiye gelmez. Biz bir şeyler söylüyoruz, yazıyoruz, çiziyoruz, konuşmalar düzenliyoruz ancak okunuyor, dinleniyor, tartışılıyor ama sonuç yok. Revizyon deniyor ama gerçekçi değil. Sonuçları, söylenenleri, konuşulanları hep birlikte görüyoruz. Kabine değişikliği tartışmaları var. Olabilir ancak sorun kabinenin değişmesi değil ki. Sorun sistemin kendisi. Bu sistem olmadı Türkiye’ye. Hani milletvekilleri yani TBMM daha güçlü olacaktı? Hani yargı bağımsız olacaktı? Meral Akşener, Kılıçdaroğlu yargı ima edilerek bir nevi tehdit edilmediler mi? Dokunulmazlığın yok, dokunulmazlığınızı kaldırırız demediler mi? Oysa AKP’nin en önemli argümanı neydi?.. Yargı bağımsızlığı, var mı?.. Şimdi yargı bağımsızlığı yok.

Babacan da elbette parti çalışmalarını sürdürüyor. Çalışmalarını sürdürecek bir noktaya getirecek. Parti olur diye düşünülüyor ama bekleyip göreceğiz. Ondan sonra her iki kanat birleşir. Ancak bu birleşme tek bir parti çatısı altında ya da yeni bir oluşum içinde değil, ittifak şeklinde olur. Artık ittifaklar var. Buna göre şekillenir. Bunu da süreç içinde görürüz zaten. Seçim ittifakı da olabilir."

Çok enteresan değil mi?.. AKP içinde kopacak 2 ayrı parti ve şimdiden seçim ittifakı konusunda yüksek sesle fikir egzersizlerine başlanılması... Daha da ilginç şeyler var. Aynı AKP'li milletvekilinden dinlediğime göre Ahmet Davutoğlu, Erdoğan'ı çok sarsacağını düşündüğü açıklamalar yapacağı bir medya mecrası arıyormuş. Davutoğlu, bu "önemli açıklamaları" 1 hafta içinde yapmayı planlıyormuş.. Ama bir televizyon ama bir radyo kanalında... O milletvekillerinin anlattıklarına devam edelim;

"Davutoğlu’nun bir hafta içinde bir kanalda programa katılıp her şeyi anlatması bekleniyor. Bu bir televizyon kanalı olur, bir youtube kanalı olur, bir radyo kanalı olur. Bir medya mecrasına çıkacak ve her şeyi anlatacak. Dışişleri Bakanlığı yaptığı dönemi, Suriye’de Rus uçağının düşürülmesini, Başbakanlığı bırakmasını, Başbakanlığı neden sürdüremediğini, neden çekilmek zorunda kaldığını, şu anda nasıl bir çalışma içinde olduğunu, bu çalışmada neler yapmak istediğini, neler düşündüğünü her şeyi anlatacak. Ondan sonra Davutoğlu’nun neler yapacağı, hamleleri belli olacak. Bir hafta içinde katılacağı programın ardından yol haritası da ortaya çıkmış olacak."

Bakalım bu şanslı (!) medya mecrası neresi olacak?..

Önceki ve Sonraki Yazılar