1. YAZARLAR

  2. Yunus Arıkan

  3. Ben, "İyi ki" diyecek kadar...
Yunus Arıkan

Yunus Arıkan

Ben, "İyi ki" diyecek kadar...

A+A-

Küçük dünyamın içinde debelenip dururken,

Bir günüm diğer bir günüme benzemezken,

Hayaller kurup, kimi kurduğum hayallerin hüsranını uzun zaman üzerimde taşırken,

Kimi günlerde hiç de aklımda olmayan ve birden bire pat diye beynimde ve yüreğimde yer eden bir yaşanmışlığın, beni epey bir zaman oyaladığını söyleyebilirim.

Hatta mutlu ettiğini de...

Hatta, olmasını istediğim ve gece-gündüz, kurduğum hayallerimde gezindiğim,

Hayallerimi gerçekleştirdiğimde hiç de mutlu olamadığım,

Oysa onunla, birlikte ne de çok mutlu olmak isterken, pişmanlıklar dahi yaşadıklarım olmamış mıdır?

Olmuştur.

"Olmuştur" değil, 'Oldu!..'

Sizde de olmuştur, olmaz olur mu hiç!

*

Beklentilerin gerçekleşmiş olmasına rağmen, insanı sükutu  hayale uğratmasının yanında, 'Sıradan' kabul edilen çabalarımız, bize öyle hoş ufuklar açıp, hiç de tahmin etmediğimiz yerlere götürmüş de olabilir.

Beni götürdü.

Hâlâ da götürmeye devam ediyor.

*

O nedenle ya, büyük hayaller kurup, onun peşine düşmektense, bazen kendimi bırakıyorum bahtımın rüzgârına,  önüme neyi çıkartırsa onunla birlikte  mutlu mesut yaşamayı sürdürüyorum.

*

Elbette, öyle bildiğiniz gibi başıboş bırakmıyorum kendimi.

Bırakamam da... çünkü ben  önemliyim.

Bahtım da önemli.

Bahtımın rüzgârı da.

Ben, bahtım ve rüzgârım  bu kadar önemli olunca, hiç de 'Hayaller' öyle  başıboş bırakılır mı?

Bırakılmaz.

*

Hayat denilen bu oyalanmacanın içinde, insan böyle bir serüvende tedirginlik  hissedebilir,

Korkuyu yaşayabilir...

Aklı ve yüreği 'Acabalarla, gel-gitlerle' sürekli meşgul olabilir.

İşte böyle  bir yolculukta; başıboşluğun getireceğinin ne olduğunu merak ediyor ve sonucu da yaşamak isteniyorsa, insan kendini kontrolsüz bir şekilde bırakıp da gidilebilir bahtının rüzgârının önünde.

Ne var ki -karşılaşacağı her nelerse- göreceği ve katlanacağı zararın bedelini kendisinin dışında kimse çekmemeli, ödememeli!

O zaman o, keyfince kurulsun gönlünün tahtına, bıraksın kendini bahtının rüzgârına, gidiversin gideceği  nerelerse... oralara doğru!..

*

Hayat 'Keşke'lerle, 'İyi ki'lerin özeti değil mi halihazırda.

İnsanın hayatında 'Keşke'si de olacak, 'İyi ki'si de...

Önemli olan hangisinin çok olduğu.

'Keşke'nin mi, 'İyi ki'nin mi ?

Bunu ayırt etmek lâzım.

*

Hayatımızda 'Keşke'lerimiz çok olduğunda:

Unutmayalım ki yıllar sonra geriye dönüp bakıldığında; hem kendimize hem etrafımızdakilere yazık etmişiz demektir.

En çok da kendimize elbette.

Varsa, eşimize ve çocuklarımıza,

Anamıza, babamıza...

Kim bilir, hayatımıza girerek bizi gıdım gıdım yiyip bitiren 'Keşke'lerimiz, bahtımızı olumsuz etkilerken, bahtımızın rüzgârını kasırgaya, fırtınaya dönüştürmemesine dikkat etmek lâzım.

O nedenle demem şu ki; hayatımızın ilk 'Keşke'li pişmanlığını yaşadığımızda, bu tecrübe, bundan sonrasındakilere örnek teşkil etmeli ve keşkelere nokta (.) konulmalı.

Konulabilirse elbet!..

Konulabilirse, geçiş alanınız 'İyi ki' olacaktır, ki onu henüz paylaşmadım.

*

Hani diyelim ki akıllılık edip, ilk 'Keşke'mizde aklımız başımıza geldi ve ondan sonra noktayı koyduk.

Hani  öyle kolay kolay nokta konulmaz ya...

Daha doğrusu konulamaz.

İnsanoğlu  hayatında o kadar çok  keşkeler yaşar ki bazen "Neden bu kadar keşke" demiş, olabileceğinin şaşkınlığı içerisindedir.

*

Aslında  şaşırmamak gerek biliyor musunuz?

Şeytan ve nefis  bize zarar veren her şeyi güzel gösteriyor.

Arzulatıyor...

Örneğin;

Sigarayı,

Alkolü,

Kumarı,

Uyuşturucuyu,

Kadına düşkünlüğü,

Yalanı...

Daha sayayım mı?

Yok saymayacağım, bu kadarı yeter.

*

Bunlardan biri ya da birkaçının müptelası isek eğer, hiç merak etmeyin sonunda 'Keşke' dememiz ve onunla olan birlikteliğimizden dolayı pişmanlığımız asla kaçınılmazdır.

O nedenle diyorum ya, tek bir sefer:

"Keşke yapmasaydım."

'Konuşmasaydım,"

"Başlamasaydım, "

"Gitmeseydim,"

"Keşke söz vermeseydim," pişmanlıklarını ikinci bir kez yapmamak, hayatımızın geri kalanı için kazanç sayılabilir.

*

... Ve hayatımızın 'İyi ki'leri:

Hani kapılıp giderken bahtımızın rüzgârıyla birlikte yapılan yolculuğun sonunda, bu sefer de 'İyi ki' dediğimizde:

"İyi ki yapmışım."

'Konuşmuşum,"

"Başlamışım, "

"Gitmişim,

"Tanışmışım,

"Düşüncemi paylaşmışım"

"Peşine düşmekten vazgeçmemişim,"

"Söz vermişim," dediğimizde ve geri dönüp de şöyle arkamızda bıraktığımız hayatımıza göz attığımızda, kendimizle övünebiliriz.

Kendimizi şımartabiliriz.

Kendimizle gurur duyabiliriz elbette...

Çünkü biz 'İyi ki'lerimizin sonunda kendimizce mutlu,

Kimseye muhtaç olmadan,

Yaptıklarımızı kendimiz yaparak,

Yazdıklarımız kendi hayat görüşümüz olarak,

Paylaştıklarımız kelimenin tam  anlamıyla yüzde yüz bize ait olacağı için, işte tam da o zaman, 'Özgürlük' ne ise onu yaşar, 'Özgürlük'ten ne anlaşılıyorsa onu anlayarak, bahtımızın rüzgârını da arkamıza alıp, yürüyüp gideriz.

Tercih bizim.

Şunu da çok iyi biliyorum ki 'Keşke'nin de 'İyi ki'nin de içinde bulunduğu tercihler, bir zaman sonra bizim yaşlılığımızda nasıl bir hayat süreceğimi de belirleyecektir.

Bunu unutmamak lâzım.

Gençlik; çabucak geçen bir süreçken, yaşlılık nedense bir türlü bitmek  bilmiyor.

Keşkelerimizin sonucu olarak; çile bülbülüm çile!..

Benim az da olsa 'Keşkelerim'  ve sahiden de hiç olmadığı kadar çok olan 'İyi ki'lerim, benim bu pazar günü için böyle yorum yapmamı istedi.

*

Şimdi ben nasıl mıyım?

Geriye dönüp baktığımda her ne yaptıysam "İyi ki  yapmışım" diyebilecek noktadayım.

Nokta.

*

İyi pazarlarınız olsun efendim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.