1. YAZARLAR

  2. Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

  3. Az gittik uz gittik  yine aynı yerdeyiz
Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

Az gittik uz gittik  yine aynı yerdeyiz

A+A-

Mehmet Ağar Emniyet Genel Müdürü, Adalet ve İçişleri Bakanı olarak görev yapmış, 2002 ile 2008 yılları arasında Doğru Yol Partisi ve Demokrat Parti Genel Başkanlıklarını yürütmüş, 20. 21. ve 22. dönemlerde milletvekili olarak seçilmiş eski bir bürokrat ve siyasetçidir.

Türkiye'yi derinden sarsan Susurluk skandalı sonrası 15 Eylül 2011 günü; Ankara Özel Yetkili 11'inci Ağır Ceza Mahkemesi, yapmış olduğu yargılama sonucunda Mehmet Ağar'ı 5 yıl hapse mahkûm etmişti. Beş yıllık cezanın 3 yılını infaz yasası nedeniyle yatmış gibi kabul edilen Ağar geriye kalan iki yıl cezasını Aydın iline bağlı Yenipazar ilçe cezaevinde çekmekteydi. Ancak, iki yıllık cezasının bitmesine bir yıl kala Ağar kamuoyunda 3. Yargı paketi olarak bilinen yasada yer alan denetimli serbestlik hakkından yararlanarak cezasının bitmesinden 361 gün önce tahliye edilmişti.

Ağar'ın isminin karıştığı 90'lı yıllara damga vuran olaylar elbette bu kadar da değil: 27 Aralık 1996'da Mesut Yılmaz, uyuşturucu kaçakçılığından Türkiye tarafından aranan, ve yatmakta olduğu Hollanda'daki cezaevinden salıverilen Hüseyin Baybaşin'e ait 90'ar dakikalık iki video kasetle ses bantlarının Meclis Araştırma Komisyonu'na vereceği belgeler arasında olduğunu söylemişti. İddialara göre, bu bantlarda Baybaşin, Hollanda'da kendisiyle görüşenlere yaptığı itiraflarda, 1980'den itibaren, polis yetkililerinin kendisine verdiğini öne sürdüğü polis kimlikleriyle, polise ait silahlarla ve yeşil pasaportlarla nasıl rahat dolaştığını anlatıyordu!

21 Ocak 1997'de Frankfurt Eyalet Mahkemesi 17. Ceza Dairesi Başkanı Yargıç Rolf Schwalbe, üç eroin kaçakçısının davasında sunulan delillere dayanılarak mahkemenin "Türkiye Cumhuriyeti devleti ve eroin kaçakçıları arasında yakın bağların var olduğunu" bulduğunu dahi iddia edebilmişti.

Dikkat edilirse burada bahse konu olan suçların hepsi uluslararası organize ve ağır suçlar, devlet hiyerarşisinde görev almış siyasetçi ve bürokratların adlarının bu suçlar ile birlikte anılması dahi ülkeye, ülkenin hukuku ve siyasetine duyulan güveni yerle yeksan edecektir...

Unutmayınız, 90'lı yılların sonunda siyaseti ve ekonomiyi çökerten o büyük 2001 krizine giden yolun taşları işte hep böyle döşenmişti...

2000'li yıllarda ise bu kirli siyasetin bittiği umutlarını yeşertecek olaylar yaşanmıştı, ne yazık ki döndük dolaştık, az gittik uz gittik görünen o ki aynı noktaya geri geldik!

Ya halihazırdaki içişleri bakanının "mafyanın çökmeye çalıştığını" açıkladığı ve bizzat operasyon emri verdiğini paylaştığı köftecinin Türkiye'nin gündemine oturması nedir?

Mafya, genellikle dünyada yasa dışı kumar, uyuşturucu ticareti ya da fuhuş gibi gayri meşru işler ile uğraşan ve çok para kazanan yerlere çöküp buralardan haraç almaya çalışır. Bu yerler zaten yasa dışı olduğu içinde, gidip polisten savcıdan yardım isteyemezler.

Fakat herhalde dünyada köfteci ya da marinaya çökmeye çalışan bir suç örgütü daha görülmemiştir!

İşin açığı ancak ve ancak bağımsız Türk yargısı bu konuları soruşturup doğru ya da yanlışlığına, kimin suçlu kimin masum olduğuna karar verebilir.

Konunun beni ilgilendiren yanı elbette ki suç ve ceza ile ilgili kısmı değil; bu konuların konuşulması bile ülke ekonomisine ve hukuk düzenine olan güveni derinden sarsmaktadır bir ekonomist olarak beni asıl ilgilendiren de budur.

Şöyle bir düşünün memlekette köfteciye bile mafyanın çökmesi konuşuluyorsa, o ülkeye yerli ya da yabancı herhangi bir yatırımcı yatırım yapmayı düşünür mü?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.