• DOLAR
  • EURO
  • GRAM
  • ÇEYREK
  • YARIM
  • CUMHURİYET
  • PETROL

Aylar süren Gallipoli savaşı döneminde ordumuz ve paşaları

4 Ağustos 2022 Perşembe

Dünya harp tarihlerinde özellikle 20. Yüzyılın ilk çeyreğinde yaşanmış ilk Dünya harbinin en etkili çıkarma savaşları bölgesinde İngiliz ve Fransız harp tarihi kaynaklarında bu yarım adaya GALLİPOLİ derlerdi.

Aslında Osmanlı İmparatorluğu devletinin kayıtlarında da aynen GELİBOLU YARIMADASI denilirdi. Ancak bizlerin de kurtuluş savaşı ve yeni kurulan Cumhuriyet ile birlikte ülke topraklarının vilayetlere dönüşmesi içinde bu boğaz bölgesine ÇANAKKALE vilayete döndürüldüğünden biz de tarihlerimizde Çanakkale Savaşları demiş olduk.

Özetlenecek olursa 1. Dünya Harbi'nin başlatılma sebepleri hiçbir zaman OSMANLI İmparatorluğu Devleti olmamıştır. Sadece bizim tarihlerimizde aynen kes-kopyala-yapıştır mantığında süslenerek, YEDİ DÜVEL BİZE SALDIRDI dedik. Oysa dünya harp tarihlerinde durup dururken hiçbir ülke diğer devlete birden bire saldırmaz.

Ancak okuduğumuz kısa tarihlerimizde ile çok satırbaşıyla yazılmış ve adına SARIKAMIŞ FELAKETİ denilmiş doğudaki Rusların saldırı ve yenilgimiz denir. Aslında biz henüz 1. Dünya Harbi'ne girmemişken, bu kez Alman büyük harp gemilerinin İngilizlerle savaşmamak için Çanakkale'ye girmesini kabul edip onları da kendi deniz kuvvetlerimize katmıştık.

Sonra aynı yılın Ekim ayında Alman Amiral SHASOEN'e verilen Enver Paşa'nın emriyle, Karadeniz'e çıkıp Rus limanlarını üç gün boyunca bombaladık. İşte gerçekten büyük harbe giriş sebebimiz budur ve bunun sebebi bizim kendi kendimizi kaşımamızdır elbet.

Osmanlı devleti olarak birdenbire savaşa tam şekilde girmemizi sağlayan Sultan Mehmet Reşat'a imza ettirilmiş CİHAT FETVASI olmuştur. Böylece ordumuzun halkla birlikte tam seferberlik ilanı olmuştur.

Evet önceki yazımızda Osmanlı ordusunun ne şekilde oluşturulduğunu yazmıştım. Bilinen tarihlerde ilk kez uluslararası birliktelikler kurulup ciddi bir savaşa girilmesi 1853 SİVASTOPOL SAVAŞI olmuştur.

İkincisi ise 1877-78 Osmanlı-Rus savaşları Balkanlarda ve Kafkaslardaki çatışmalar, kısmi zafer ve yenilgiler dönemini ordumuz birebir yaşamaktaydı. Bu savaşlar sırasında Plevne'de Gazi Osman Paşa ve Şıpka'daki Süleyman Paşa'nın insanüstü imkansızlıklara rağmen galibiyetleri hiç unutulmamıştır.

Zaman içinde Abdülhamid döneminde Osman Paşa Genelkurmay başkanı ve Harbiye nazırı olmuştur. Süleyman Paşa da 1887'den 1901 yılına kadar Osmanlı ordusuna subay yetiştiren bütün askerî okulların da komutanı olmuştur. İşte onun zamanında ilk kez Harbiye ve askerî mekteplerde TÜRKÇÜLÜK kavramı okullara da sokulmuş oldu.

Birinci Dünya Harbi ve Kurtuluş Savaşı'ndaki bu ordumuzu yönetecek subaylar ve paşalar hep onun dönemindeki askerî mekteplerin öğrencileri olmuşlardır. Bu konu belgeler ışığında anlatılmadan, öykülerden ibaret olur olmaz gerçek dışı tarihler anlatılmış oldu.

20. yüzyıl başlarında yüz yıl öncesinde başlamış olan 1789 Fransız İhtilalinin bu kez Orta Avrupa'da ve Balkanlarda yayılımları, yansımaları başlamış oldu. Balkanlardaki bütün bu coğrafyalarda yaygınlaşmış olan bölgesel milliyetçilik ve bağımsız hareketleri de etkili olmayan Osmanlı devleti topraklarıydı.

Bütün bunlar yaşanırken, 1911'lerde bu kez bizim asırlardır egemen olduğumuz Akdeniz'de İtalyanların Libya-Trablusgarp saldırıları başlatılmıştı. Bilinen şekliyle 1909'da Abdülhamit dönemi bitirilmiş, yerine II. Meşrutiyet başlatılmıştı. Ancak devleti yönetenlerin içinde İTTİHATÇILAR denilen bir fırka/parti vardı.

Üstelik sivillerin yanı sıra ordudaki bazı subayların siyasete girmesi meseleyi tamamen rahat ve deneyimlerle yönetemez hale getirmiş oldular. Zaten bu eksiklik sebebiyle İtalyanlara karşı çıkılamadığı gibi 1. ve 3. Balkan Harpleri de başlamış oldu.

O dönemleri HERBERT şöyle yazıyordu:

"… 1913'te Balkan devletleri, donanmasız ve düzensiz Türk kuvvetlerine karşı birbiri üstüne ezici ve yöresel galibiyetleri kazanıyorlardı. Üstelik Beyoğlu'ndaki Rum ve Ermenilerin gazinolarında zafer şarkıları sıkça söylenmekteydi bile.

1914'lerde Osmanlı İmparatorluğu Avrupalılar için "Doğu'nun hasta adamı" yorgun ve halsizdir, tanımını sevdi üstelik büyük birinci dünya savaşını girecek kadar sayıca ve askerce düzenli halde de değillerdi. Üstelik Balkan harbinin yenilgileri ordu içinde çok rahatsız edici ve üzücü bir subay kadrosunu tedirgin etti.

YARIN: Çanakkale cephesinde Osmanlı

Devleti ile Almanların ilişkisi.

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.

DİĞER YAZARLAR