1. YAZARLAR

  2. Yunus Arıkan

  3. Aslında sözün bittiği yere gelmemek lâzım!..
Yunus Arıkan

Yunus Arıkan

Aslında sözün bittiği yere gelmemek lâzım!..

A+A-

2021'in yazı, bizim ülkemizin ciğerlerini yaktı.

Dağladı,

Tüketti.

Neredeyse aynı anda ya da birbirlerine çok yakın zamanlarda çıkan, ya da çıkarılan orman yangınları nedeniyle acımız Türkiye kadar.

*

Türkiye, günlerdir yanıyor,

Günlerdir kırmızı alevler gökyüzünü kızıllaştırırken, ciğerler nefes alamaz noktaya gelmiş.

Adana'dan başlayıp, Akdeniz'i neredeyse boydan boya etkisi altına aldıktan sonra, Ege'ye doğru yönelen 71 ayrı ormanlık bölgede çıkan, ya da çıkarılan yangınlarda, ülkemin akciğerleri -ben bu yazımı gazeteye hazırlarken- yanmaya devam ediyordu.

*

Telafisi mümkün mü?

Mümkün olsa ne olur olmasa ne?

Nereden bakılırsa bakılsın en az 25-30 yıl beklenmeyecek mi?

Bugün ekilen fidanlar 25-30 yılda ancak kendisini gösterecek,

Ancak o süre içinde orman olabilecek,

Ancak ülke kendi ciğerlerini o sürede yenileyebilecek.

Ne var ki bu süreler içinde de ülke nefes almakta ciddi şekilde zorlanacak.

İklimi değişecek,

Yağmurlar yağmayacak,

Kuraklık bir anlamda kendini gösterirken, dengesiz yağan yağmurlar sel felaketlerine neden olacak.

*

Benim ülkemde bunlar her yıl yaşanıyor ya, her yıl; başsağlığı ve iyi temennilerde bulunmaktan başka çok da bir şey yapıldığı söylenemez.

*

"Bugünler için ne olur?" derseniz, kendi adıma dünlerden çok da farklı bir şey olmaz, gibi bir inanç var içimde.

Önyargım var mı?

Kesinlikle yok.

Ama her nedense ben AKP iktidarının; yanan ormanlık alanların yerini, yeniden ormanlık alana dönüştüreceklerine ihtimal veremiyorum.

*

Neden veremiyorum?

Özellikle de o bölgelerde ormanlık alanların şu veya bu şekilde,

Şu veya bu ad altında,

Şu veya bu biçimde ülkeye kazanç sağlayacağı vadiyle, mevcut ağaçlık alanların yerine;

İsmi konut ya da işyeri,

Otel,

Motel,

Tatil köyü,

Ya da her ne ad altında olursa olsun, yapılmak suretiyle bu alanlar yok edilmiyor muydu?

Ediliyordu?

Geçtiğimiz yıllarda orman yangınlarından geriye kalan alanlar ne şekilde değerlendirildi?

Bu konuda nasıl bir çalışma yapıldığı ile ilgili, kamuoyu ile paylaşılan bir bilgi olduğunu sanmıyorum.

Paylaşılmışsa da ben bilmiyorum.

Yani bu yangından geriye kalan kısımlar, yeniden ormanlık alan olarak kazandırılma çabası içine girilecekse,

Ülkenin akciğerleri onarılacaksa,

Yenilenmeye çalışılacaksa, bir sözüm yok.

Bu konuda da ne yalan söyleyeyim hiç de inanasım gelmiyor.

Keşke, inanabilsem.

Keşke, yanılsam,

Keşke, her yaz mevsiminde yaşanan yangınlardan geriye kalan kısımların, yeniden orman alanı olarak ülkeye kazandırıldığı,

O bölgelere, şu veya bu ad altında herhangi bir yapılaşmanın yapılmadığı,

Ormanlık alan olarak değerlendirileceği yönünde bir çalışma yapılacaksa, o zaman da ben, bu düşüncemden vazgeçerek, ilgililerden özür dileyeceğim.

*

Keşke, özür dileyecek duruma sokulsam,

"Keşke, taş binalara ağaçlık alanlar feda edilmemiş olsa" diyeceğim ya, eğer öyle bir anlayış olmuş olsaydı, yıllardır maden arama izni verilen firmalara ormanlarımızı katletme izni verilmezdi, diye düşünüyorum.

*

Aslında düşünüyorum da bir ormanlık bölge; ha maden aranarak katledilmiş, ha yangınla kullanılamaz hale getirilmiş çok da bir farkı yok gibi geliyor bana.

Kasıtlı çıkarılan orman yangınları ne kadar affedilmez bir noktada ise, maden arama adına ormanları katledenler de aynı şekilde affedilmez bir doğa katledicisi noktasındadır, diye düşünüyorum.

Keşke doğayı katletme adına bu tür çalışmalara izin verilmemiş olsa.

*

Evet biliyorum, şimdi bana; ''Orman yangınlarından maden aramaları sonucu ormanların katledilmesine nasıl geldin." diyeceksiniz ya, geldim işte.

Bir bakıyorum ikisinde de katledilen doğa.

Birisinde aleni, devlet izinli ve onaylı katledilirken,

Diğerinde kasıtlı olabileceği gibi bir ihmal sonucunda da binlerce hektar alan kül olabiliyor.

O binlerce hektar alan kül olurken,

Binlerce,

On binlerce,

Hatta milyonlarca insan ve hayvan bu katliamdan olumsuz yönde etkilenerek, hayatları tükenme noktasına gelebiliyor.

Bugün de öyle olmuştur.

Ülkemin Orta Anadolu kısmından Akdeniz kıyılarıyla birlikte Ege'ye uzanan kıyı şeritlerimizde kaç gündür süregelen orman yangınları, maalesef ülkemin doğal dengesini bozmuştur.

*

İktidar istediği kadar kendini savunsun,

Muhalefet istediği kadar iktidarın üzerine çullansın, sonuçta gidenler kolay kolay geri gelmeyecek.

*

Bunda iktidarın ihmali var mı?

Doğrudan "Var" demek istemiyorum, ancak geriye doğru dönüp baktığımda hava şartları da göz önüne alınarak, ormanlık bölgelerde olası yangınlara karşı önceden gerekli ve yeterli tedbir alınması gerekirdi, diye düşünüyorum.

Bugün;

"Ormanlık alanlara yaklaşma,

Piknik yapma,

Gezinti yapma,

Avlanma ve benzeri" gibi nedenlerle orman içinde bulunmak nasıl yasaklanmış, konuyla ilgili tedbirler alınmışsa, neden her yaz başlangıcında tedbirler alınmaz, bilmiyorum.

Neden olası yangınlar için önleyici araç gereç hazırlığı yapılmaz, anlayamıyorum.

Yoksa, ormanlarımız bizim itibarımız değil mi?

O nedenle mi doğaya karşı itibardan ödün verebiliyoruz?

*

Hiç kuşkusuz böyle bir durumda iktidar kendini savunurken,

Muhalefet dikkat çekmek için ektili çıkışlar yapma gayreti içine girerken,

Her iki taraf da ülkenin içinde bulunduğu bu acı durumu giderme noktasında merhem olamayacaklar, aksine başka bir yangına körükle gideceklerdir.

Demem o ki; Aslında sözün bittiği yere gelmemek lâzım!..

İktidar olarak da muhalefet olarak da 'SÖZ KONUSU ORMANLARIMIZSA, MEMLEKETSE YANİ' birbirinizle paylaşabilecek duygularınız ve sözleriniz olmalı.

Çünkü memleket, her yönüyle kötüye gidiyor bilmem farkında mısınız?

Tabiatıyla da…

İnsanıyla da…

Ahlakıyla da…

İnanmışlığıyla da…

*

Bu noktaya kim getirdi? Galiba o bilinmiyor işte.

Tuhaf, sahiden de çok tuhaf!..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.