1. YAZARLAR

  2. Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

  3. AB kesenin ağzını açıyor
Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

AB kesenin ağzını açıyor

A+A-

Sputnik'te yer alan bir habere göre AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Valdis Dombrovskis, AB üyesi ülkelerin ekonomi ve maliye bakanlarının video konferans yöntemiyle gerçekleştirdiği toplantı bitiminde açıklamalarda bulundu.

Almanya ve Fransa'nın salgının ekonomik sonuçlarına yönelik toplam 500 milyar Euro'luk kurtarma fonu kurulması teklifi hakkında Dombrovskis, "Almanya ve Fransa'nın teklifini ve diğer ülkelerin katkılarını olumlu karşılıyoruz. Bu planın merkezinde AB'nin 2021-2027 yıllarına yönelik bütçesinin belirlendiği Çok Yıllı Mali Çerçeve bulunuyor" diye konuştu.

Dombrovskis, AB Komisyonunun üzerinde çalıştığı kurtarma programının detaylarını 27 Mayıs'ta açıklayacağını belirterek, "Hedefimiz, yüzlerce milyar Euro'luk değil trilyon Euro'yu aşan finansman kapasitesine sahip bir kurtarma programına ulaşmak" ifadesini kullandı.

Kurtarma programında, çeşitli yatırımlar ve yapısal reformların yer alacağını anlatan Dombrovskis, programın üye ülkelere yönelik hibe ve kredileri içereceğini söyledi.

AB ekonomisi derinden etkilendi

Covid-19 salgını 2008 krizinden sonra zaten yeterli ölçüde toparlanmayı bir türlü beceremeyen bir de üstüne Brexit gibi sorunlar ile boğuşan Avrupa Birliği ekonomisini çok derinden etkilemiş bulunmaktadır. Duran ekonominin tekrar harekete geçirilmesi, talebin yeniden canlandırılması için kaynak yaratmak ve ekonomiye enjekte etmek mutlak bir gereklilik haline gelmiş durumdadır. Üstelik bu halde bile eğer salgının seyrinde bir kötüye gidiş olursa tüketim canlanmayabilir, virüs bulaşır ve salgın hastalığa yakalanırım korkusu ile evinden çıkamayan insanlar neyi, ne kadar tüketecek? Normal hayatımıza ne zaman dönüp, eskiden olduğu gibi tatile çıkacağız, gönlümüzce dolaşıp alışveriş yapacağız kafelerde, restoranlarda oturup keyif çatacağız hiçbir şekilde belli değil. Hükümetler normalleşme adımlarına izin verseler bile, insanlar kendilerini ne kadar güvende hissedip, ne kadar ve ne zaman normalleşecek hiç kimse öngöremiyor.  İnsanlar kendilerini güvende hissedip normalleşmek isteseler bile bu salgın yüzünden işlerini kaybedip gelirlerinden yoksun kalmışlarsa normalleşebilecekler mi? Bütün bu sorulara akıllı uslu, mantık çerçevesinde cevap verebilen hiç kimse yok.

Tüm dünyada bu yüzden hükümetler kesenin ağzını açıp, paket üstüne paket açıklamak zorunda kalıyor. Amerika'da açıklanan bir paketin hemen ardından ve hem de daha büyüğü açıklanarak talep canlandırılmaya, üreticiler desteklenmeye, işsiz kalanların parasız da kalması engellenmeye çalışılıyor. Trilyonlarca dolar, Euro, yen havada uçuşuyor ama ekonomilerde hâlâ ciddi bir canlanma görmüyoruz.

Bütün dünya ders almalı

İşin açığı ben, Covid-19 virüs pandemisi kaynaklı biyolojik kriz çözülmeden ve bir aşı, ilaç yad a etkin bir tedavi yöntemi bulunmadan ekonomik krizin çözülmesini hiçbir şekilde olasılık dahilinde görmüyorum.

Bu aşamada alınacak ekonomik tedbirler sadece ve sadece zaman kazanmaya, ekonominin aktörlerini hayatta tutmaya yönelik olacaktır. Elbette bu ne kadar ve ne boyutta sürdürülebilir, ekonomilerin gücü bu süreci taşımaya ne kadar zaman yeter bilemiyoruz. Neticede bu süre uzarsa ekonomik durgunluğun bir ekonomik çöküşe dönüşmesi riski her daim vardır.

Bu kriz arkasında epeyce büyük bir ekonomik, sosyal ve siyasi hasar bırakarak bir şekilde atlatılacak elbette, fakat bu bütün dünyaya bir ders olmalı bundan böyle doğanın güçlerinin insan yaşamına oluşturabileceği tehditleri en ciddi risk olarak değerlendirip ona göre tedbirler almak yaşamımızı şekillendirmek en temel politikamız haline gelmelidir.

Doğal fenomenlerin ekonomik, sosyal ve siyasal hayatımızı ve hatta türümüzün varlığını bile ciddi ölçüde tehdit edebileceği gerçeğini idrak etmeden üreteceğimiz politikalar bizi daima aynı çıkmazlara sürükleyecek benzer krizleri defalarca yaşamamıza yol açacaktır.

Bu virüsü önemsemeyen, "basit bir grip, havalar ısınınca geçer" diyen popülist politikacıların küresel ısınma, depremler, volkan aktiviteleri, çevre kirliliği, kitle imha silahlarının yayılması ve benzer tehditleri idrak etmesini beklemek biraz fazla iyimserlik olacaktır. İşte tam da bu yüzden rasyonel akla ve bilimsel yönteme saygısı olmayan popülist politikacıların kitleleri kandırıp seçilmesi ekonomi, bilim ve sosyal politikaları belirlemesinin geleceğimiz için yaratacağı risklerini herkese anlatmalıyız.

Unutmayın virüs ya da benzeri küresel tehditler ile baş edebilmek için önce popülist politikacılar ve popülist politikalar ile baş etmemiz gerekmektedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.