1. YAZARLAR

  2. Yunus Arıkan

  3. 2021’de koronadan kurtulmak dileğimle
Yunus Arıkan

Yunus Arıkan

2021’de koronadan kurtulmak dileğimle

A+A-

Şunun şurasında sadece dört gün kaldı.

Beşinci gün yeni bir yıl.

2021.

*

Hani yeni yıl gelince, bütün dünyanın insanları yeni umutların peşine düşerlermiş ya,

Yeni beklentiler,

Yeni hayaller,

Yeni yatırımlar,

Yeni hamleler,

Yeni çabalar,

Belki de yeni yılla birlikte insanlar, kendilerine yeni sevgili bulma çabası içine bile girerlermiş.

Ne acayip bir şeymiş bu yeni yıl.

*

Bakın şu yeni yılın yaptırdığına...

Oysa geçip gitmesine dört günü kalan geçen yıl(!), 361 gün önce, önceki yeni yıl olarak, hayatımıza girerken bile, aynı şeyleri söylememiş miydik?

Aynı hayalleri kurmamış mıydık?

Göğü delinceye değin, 

Dünyayı barut kokusuna bulayıncaya kadar, Avrupa’nın ve dünyanın dört bir yanı havai fişeklerle kokutulmamış mıydı?

Kokutulmuştu!..

Neyse ki bu sene, ne Avrupa kokacak barut kokularıyla ne dünyanın her hangi bir ülkesi.

*

Kokmayacak çünkü havai fişekler bu yılbaşı akşamı izine gönderilmiş.

Dünyanın hayırsever ülkelerinin önde gelen hayırsever insanlarının, nedense can korkusu düşmüş yüreklerine!..

Nedense bir türlü engel olamadıkları bir virüs, bu sene dünyayı kırıp geçirirken, diğer taraftan da dünyayı barut kokusundan kurtardı.

Korona’ya bir de bu taraftan bakmak lâzım.

Hem bir şey tamamıyla kötü, ya da tamamıyla iyi değildir ki?

Her ne olursa olsun, ortaya çıkan her yeni şey, beraberinde olumluyu getirirken, az da olsa olumsuzu da getirir.

Ya da o yeni gelen her neyse işte, birileri için olumsuz olurken, birileri için olumlu olabilir.

Yanlış mı söylüyorum.

*

Yok, hayır!

Çok da yanlış söylediğimi düşünmüyorum.

Meselâ 2020 yılında insanlığın en büyük belası olarak ortaya çıkan korona bile, insanlığın öteden beri süregelen kimi yönlerinin iyileşmesine katkıda bulunduğunu düşünüyorum.

*

Evet, hiç acıması yok.

Bu doğru.

Evet, o hafife alındığında hemen öldürüyor.

Buna da diyecek bir şeyim yok.

Ama bir şey var ki; onun da ulaşamadığı, onun da etkili olamadığı yanlar var.

*

Yok, mu yoksa?

Eğer bir şekilde karantina konusunda kendimizi disiplin ettiğimizde,

Ya da maske mesafede konusunda olabildiğince hassas olduğumuzda,

Zorunlu olmadıkça en azından belirli bir dönem dışarılarda şu ya da bu bahaneleri ortaya koymayıp, dışarı çıkmadığımızda, korona illeti yalnız kalmaktan kuduracak ve kendi kendini infilak ettirecek.

*

Yalan mıyım?

Konunun uzmanları öyle diyorsa, bize düşen gereğini yapmak.

Çünkü koronanın yaşaması için, bizlerin yaşamaması gerekmiyor mu?

Gerekiyor.

Yok, öyle olmamış olsa; “Neden karantina?” deniliyor?

“Neden bir arada olmayın?” deniliyor?

“Neden olabildiğinizce ellerinizi yirmi saniyeden az olmamak kaydıyla sabunla yıkamanız gerekir.” deniliyor?

Nedeni çok basit!

Korona’nın çengeline takılmamak için.

*

O zaman neymiş?

Korona bize bunları da öğretmiş,

Maske takmayı,

Birbirimizle mesafeli durmayı,

Bir de suya sabuna dokunmayı.

*

Allah aşkına söyler misiniz, korona geldiğinden beri, öyle bir suya sabuna dokunmaya başladık ki göller bile kurur oldu.

Daha ne olsun?

Daha ne olsun, göllerin dolması için elbette yağmur yağsın göllerimiz dolsun

*

Her neyse işin şakası bir yana, korona; “Hiç özlemeyiz!” dediklerimizi bile bize özletir oldu.

*

Meğer insanların birbirleriyle sarılıp kucaklaşması nasıl güzel bir enerji alışverişiymiş,

Birbirimize ne kadar ihtiyacımız varmış,

Birbirimizi ne kadar özler olmuşuz, hepsini de işte bu korona illeti fark ettirdi bize.

*

Bırakalım birbirimizle sarmaş dolaş olmayı, meğer tokalaşma sırasında bile birbirimizle ne güzel,

Ne etkili,

Ne heyecan verici enerji alışverişi yapıyormuşuz da farkında değilmişiz.

*

Tam da burada korona bize bir şeyi daha öğretti.

Bu zaten bilinen bir şeydi ya, koronayla birlikte daha da açığa çıktı.

Dostlarımızla karşılaştığımızda en az bir, bir buçuk metre mesafeden kafamızı hafif yana eğerek tebessümle samimiyetimizi,

Sevgimizi,

Saygımızı,

İçtenliğimizi sunmaya çalışıyoruz ya, bu durum ne tokalaşmanın ne kucaklaşmanın yerini tutuyor biliyor musunuz!

Meğer bir tokalaşma ne müthiş şeymiş, sanırım korona bize bunu da hatırlattı.

*

Koronadan önce çok da farkında olamadığımız o kadar güzel alışkanlıklarımızı es geçmişiz ki onca yaşadıklarımızdan sonra, bu alışkanlıklarımıza dört elle sahip çıkacağımız için kendimize kim bilir kaç kez söz vermişizdir.

*

Demek ki neymiş?

Demek ki bir şeyin kıymeti kaybedilince anlaşılıyormuş,

Elden çıkınca anlaşılıyormuş,

İnsana yasaklanınca anlaşılıyormuş,

Elinden alınınca anlaşılıyormuş,

Velhasıl korona da bizim elimizden birbirimize olan sevgimizi alıp, hepimize özlemi ikram ederken, sevginin bizim için ne kadar önemli olduğunu da öğretmiş olmuyor mu, söyler misiniz Allah aşkına.

*

Korona bize başka güzel şeyleri de öğretti.

Çok değerli olarak gösterilen insanların hiç de öyle olmadığını,

En başta;

Samimi,

İçten,

Doğru,

Şeffaf olmaları gerekenler -neden ve niçinleri her neyse ne- çok da samimi, içten doğru ve şeffaf olmadıklarını gösterdi.

Bu da bana hiç kimsenin gözde büyütülmemesi gerektiğini,

Kimin iyi kimin kötü,

Kimin kaliteli kimin kalitesiz,

Kimin içten, kimin günü kurtarma çabası içinde roller yaptığını, öyle güzel gösterdi ki artık kimseyi gözde büyütmemek gerek, diyorum ben.

*

İşte bu 2020 yirmi öyle veya böyle;

Canımızı acıtarak,

Canlarımızı alarak,

Canlarımızı yetim ve öksüz bırakarak,

Memleketin işleyişini perperişan ederek,

Yani 2021’e:

Ölüm,

Sıkıntı,

Sefalet,

Yokluk,

İşsizlik,

Açlık devretmişse, böyle bir felaketi devir alan 2021’den ne bekleyelim?

*

Elbette umut gönlümüz ekmeği.

Umuda sarılmadığımızda hayata sarılmamış gibi oluyoruz.

Asla umudu kaybetmek yok!..

Ben öyle düşünüyorum ve o nedenle, dört gün sonra gelecek olan 2021’in şimdiden; ülkemiz ve dünya için bu kötü gidişi unutturacak güzelliklerin yaşanması için koronadan dersler çıkarılsın istiyorum.

*

Bu Pazar yazısıyla 2020’yi bitirmiş oluyorum.

2021’de yurdum insanının ve bütün insanlığın koronadan kurtulması dileğimle...

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.