1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Atıf Ural

  3. 2019 yılında YÖK'ün yapabildiklerinden örnekler
Prof. Dr. Atıf Ural

Prof. Dr. Atıf Ural

yazar

2019 yılında YÖK'ün yapabildiklerinden örnekler

A+A-

6 Kasım 1981'de 2547 sayılı yasayla o devrin devlet yönetiminin ülkedeki yüksek öğretim kurumlarını dizayn etmek, yönetmek kontrol etmek amacıyla, YÖK kurdurulmuştur. Kurumsallaşma da, yeni üniversitelerin kurulup kadrolaşmasında somut adımlar atılmıştır. Yeni üniversiteler kurulmuştu ama bu kurumlara uluslararası bilimsel eğitim koşulları sağlanmamıştır. Üniversiteler hiçbir zaman bilimsel, idari ve mali özerkliklere karışmamışlar, karıştırılmamışlardı. Zaten bu durum oynanan oyunun değişmez kurullarından biridir. 2019 yılında da böyledir.

Siyasi partiler, muhalefetteyken hep bu YÖK'ü iktidara gelirlerse "kaldıracaklarını" vaat etmişler ama yukarıya tırmanınca, söylediklerini unutmuş ve YÖK ile birlikte yaşamaya menfaatleri gereği tercih etmişlerdir.

Bugün üniversiteler o kadar özerk'tirler ki, rektörleri tek adamdır. Kurumlarında zaten kendilerini hep "tek adam- Cumhurbaşkanı" atamaktadır. Üniversiteleri oluşturan personel kadroları, akademik bireyleri sadece "seyretmektedirler" ... Konuşabilirlerse başlarına ne geleceğinin bilinci içinde, "sağlık gibisi yok" kabilinden teselli ilaçları kullanmak durumunda kalmaktadırlar.

2019 Türkiye'sinin sadece adı üniversite olan 206 kurum perişan durumdadırlar... Dünyada eğitim kurumlarımız sefiller liginde oynamaktadır.

Örneğin, uluslararası eğitim kurumlarına bağlıdırlar. Bu enstitülerin yaptıkları araştırmalar sonucunda, dünyada ilk 100 üniversite içinde tek bir Türk Üniversitesi yer alamamaktadır. Bu durumun derine giden nedenleri arasında AKP iktidarının 16.000 köy okulunu kapatması gerçeği de vardır. Köy okullarını kapatıp köylerden öğretmenleri çektiler. Köylüyü sadece imamla baş başa bıraktılar. Köylünün kanaat önderini öğretmen olmaktan çıkarıp imam yaptılar. Halbuki Cumhuriyet Aydınlanma Projesi, ne kadar küçük olursa olsun tüm maliyeti karşılayacak her köye bir okul yapıp öğretmen göndermek, köy çocuklarını eğitmek ve aydınlatmaktı. Aynı zamanda Cumhuriyet, aklın, bilimin ışığını köylere, köylüye yaymaktı. "Köylü milletin efendisidir" demişti büyük Atatürk. Artık o köylerde ulusal bayramlar kutlanıyor, Türk Bayrağı dalgalanmıyor, İstiklal Marşı söylenmiyor, andımız okunmuyor. Oysa bugün 650 binin üzerinde atanamayan, atanmayan öğretmen var. Ama hiç atanamayan imam var mı?

Bu çok önemli ve ülkenin geleceğini olumsuz etkileyen acı gerçeğe çözüm bulmak "YÖK'ün gündeminde neden yok?"

En son olarak, YÖK'ün 2016 yılında yayınladığı "Yüksek Öğretim Kurumları Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi"ni "Cinsiyet Eşitliği Toplumsal Değerlere Uygun Değildir" gerekçesiyle aynı YÖK bu projeyi sonlandırıyor...

YÖK artık Yökversite döneminden Akversite dönemine geçiş vermiştir.

Bu arada YÖK, hangi bilimsel güç ve kapasiteyle bilinmez. Üniversitelere "Karne Uygulaması"na geçecekmiş.

Yüksek Öğretim Kurumları (!) 5 Ana Başlık, 45 Göstergeli bir Değerlendirmeyle, bu kurumlara her yıl not takdir edecekmiş!

YÖK eğer gücü yetiyorsa ve gerçekten bilimsel ve özgürlükçü yapıda olabilecekse, ivedilikle Üniversiteleri Bilimsel, İdari ve Mali Özelliklere veren "Özerk Üniversite Modelini" gerçekleştirerek çağdışı yapıdaki bu kurumları uluslararası karakterdeki modellere dönüştürmelidir.

Bağımsız çalışma yapılabilen, farklı düşüncelerin özgürce tartışılabileceği, akademik aşamalarda liyakatın öncelik tanınacağı bir okul, o zaman özerk bilimsel üniversiteler olur... Yoksa gerisi bir aldatmacadır, çağdaşlıktan bilerek uzaklaşmadır...

 

Önceki ve Sonraki Yazılar