1. YAZARLAR

  2. Kamuran ÖZGEN

  3. Yeni TÜRSAB Kanunu
Kamuran ÖZGEN

Kamuran ÖZGEN

TURİZM EKONOMİSİ VE POLİTİKASI

Yeni TÜRSAB Kanunu

A+A-

1972 yılında çıkarılan 1618 sayılı TÜRSAB (Türkiye Seyahat Acentaları Birliği) Kanununun, günümüz şartlarına uyarlanması ve daha önce yasadaki boşluklar nedeni ile oluşan "müşteri mağduriyetlerinin" ortadan kaldırılması amacı ile birlik üyesi acentaların da görüşleri doğrultusunda hazırlanan "yeni TÜRSAB Yasası", nedenini bilemediğimiz bir şekilde Ocak 2019'dan beri bir türlü Meclis gündemine getirilmiyor.

Oysa ki Şubat 2018'de yapılan yeni TÜRSAB Genel Kurulu'nda ezici bir çoğunlukla başkan seçilen Firuz Bağlıkaya'nın hem yılların turizmcisi olması ve sektörün sorunlarını çözecek öngörülere sahip olması Seyahat Acentaları arasında bir umut oluşturmuş, bağlı bölge yürütme kurullarında yapılan istişare toplantılarında sorunlar ve çözüm önerileri uzun uzadıya dile getirilmiş ve yasa tasarısı oluşturulmuştu. Derken, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dışarıdan atama ile Kültür ve Turizm Bakanlığı'na getirdiği (yine bir turizmci olan) Mehmet Ersoy'un seçimini tüm turizm camiası bir şans olarak görmüştük. Hem Kültür ve Turizm Bakanı'nın hem de TÜRSAB başkanının turizmci olması, turizm sektöründeki birçok sorunun kısa sürede çözüleceği düşüncesini oluşturdu.

Bakan olurken, kendi şirketlerindeki tüm görevlerinden ayrıldığını düşündüğümüz Sayın Mehmet Ersoy'un, TÜRSAB yasası ile ilgili basına yansıyan bazı demeçleri sonrasında, sevincimiz kursağımızda kaldı dersek yanlış olmaz. Yatırımlarının yüzde seksenlik kısmını otellerin oluşturduğunu, bakan olmadan önceki toplantılarında söyleyen Sayın Ersoy'un, "otelciler kendi özel müşterilerinin havaalanı transferlerini yapabilmeli" demeci, aslında şirketlerindeki görevlerinden ayrılan Sayın Bakan'ın, şirketlerinin en büyük yatırım kısmını oluşturan otelcilik konusunda "tarafsız" davranmadığını ortaya çıkardı. Biz tüm turizm camiasının ve özellikle de yeni TÜRSAB kanununa destek vereceğini düşünürken, en büyük kösteği şu anda maalesef "turizmci olan" Sayın Kültür ve Turizm Bakan'ından görüyoruz.

Haksız rekabet

Ülkemizin yıllık cari açığının neredeyse yarısının Turizm Sektörü tarafından karşılandığı gerçeğinden hareketle, acilen yeni TÜRSAB yasasının Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirilmesi ve onaylanması, yaptıkları turizm faaliyetleri ile sektörün bel kemiğini oluşturan TÜRSAB üyesi acentaların önlerini görmelerine yardımcı olacak ve sektörün daha sağlam temeller üzerinde yükselmesine büyük katkılar sağlayacaktır. Sektörü bir bütün olarak görmeden ve paydaşların katılımının sağlanmadığı her bir girişim olumsuz sonuçlar doğuracak ve sektöre büyük zararlar verecektir.

Bugün turizm sektörünün en büyük paydaşlarından olan konaklama tesislerinin, kendi işleri olan konaklama ile ilgili konularda ülkemizin "ucuz turizm cenneti olmasındaki" olumsuz katkılarının tartışılması ve bunun en büyük nedeni olan "her şey dahil konaklama hizmeti" uygulamasının kaldırılması için çaba göstermeleri gerekirken, "müşterilerinin transferlerini yapma talepleri"  kendi alanları dışına çıkmaya çalışmaları anlamına gelmekte ve böyle bir hakkın otelcilere verilmesi çok ciddi haksız rekabet koşulları oluşturacaktır. Sayıları yaklaşık on iki bin olan seyahat acentalarının en büyük gelir kalemlerinden birisi olan "transfer gelirleri", böyle bir uygulama ile yok edilecek ve seyahat acentacılığı mesleğinin dibine kibrit suyu dökülmüş olacaktır.

Turizm Sektöründe ülkelerin nüfus sayılarına göre yapılan çözüm önerileri gerçeği yansıtmamaktadır. Ülkemize Fransızlar 1950 Almanlar ise 1955 yılından beri gelmektedirler. Bu örneği vermemdeki amaç, Hindistan'ın nüfusu 1,3 milyar, kaybımızı bu gibi ülkelerden gelecek turistlerle kapatırız demenin hiçbir gerçekçi yanı yoktur. Bu gibi önerilerin üst kademelerce dikkate değer bulunması da işin diğer acı yönünü oluşturuyor. Çünkü, paydaşları dinlemeyen sadece popülist önerileri gerçekmiş gibi kabul eden bir anlayış ile sektörü ileri değil geri götürürsünüz.

Her şey dahil kalkmalı

Ülke turizminin önünü açmak istiyorsak, öncelikli olarak "her şey dahil konaklama hizmetinin" kaldırılması için çalışmalar yapmaya başlamalıyız. Bugün her şey dahil konaklama hizmeti veren otellerin yoğun olduğu bölgelerimizde yerel esnaf diye bir yapı göremiyoruz. Çünkü hemen her otel "turistik açık cezaevi" gibi çalışıyor. Herşeyin parasını ödedim diyen turist çarşıya pazara çıkmamakta, dolayısı ile yöre esnafına bir katkısı olmamaktadır.

Sayın Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy'un, yeni TÜRSAB yasasının onaylanma sürecinin önünde engel olmayı bırakıp, belirsizlik ortamından kurtulmamıza yardımcı olmasını rica ediyoruz. Yasa çıkmadan geçen her gün, sektörde kontrolün elden kaçmasına ve dolayısı ile kayıt dışı bir sektör oluşmasına zemin hazırlıyor. İnşallah eski 1618 sayılı TÜRSAB yasasını arar hale gelmeyiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar