1. YAZARLAR

  2. Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

  3. Yapısal reformlar neden yapılmıyor?
Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

EKONOMİ VE GERÇEKLER

Yapısal reformlar neden yapılmıyor?

A+A-

Türkiye ile ilgilenen yerli yabancı bütün aydınlar, siyasiler, ekonomistler ve iş çevreleri devamlı olarak yaşanılan ekonomik krizi aşmak için yapısal reformların yapılması gerektiğinden bahsediyorlar. İnsan merak ediyor madem yapısal reformlar sayesinde ekonomik krizlerden, yoksulluktan, dışa bağımlılıktan kurtulacağız bu yapısal reformlar neden yapılmıyor?

Aslında önce yapısal reformlar denince ne anlamamız gerektiğine bir karar vermemiz lazım. Yapısal reformlar ekonominin temel dinamiklerini hatta üretim biçimini etkileyen, yönetim biçimini değiştiren, ciddi ve kalıcı değişikliklerdir. Yapısal reformların eğitimi, siyaseti, hukuku hatta ahlakı yeniden biçimlendirmesi söz konusudur.

Ekonomik krizi aşmanın yolu para kazanmaktan geçer, para kazanmak içinse yurt içinde ve yurt dışında yaşayan insanların talep edeceği mal ve hizmetleri üretebilen bir ekonomik sistem kurabilmeniz gerekir.

Eğer çağdaş toplumlar ile rekabet edebilecek düzeyde bir üretim yapmak ve bu toplumların talep edeceği, beğeneceği mal ve hizmetler üretmek istiyorsanız önce bu ürünleri üretebilecek nitelikli insanları yetiştirmeniz gerekir. Bu nitelikli insanlar olmadan doğal kaynaklarınız ya da paranız olsa dahi çağdaş toplumların talep edeceği mal ve hizmetleri üretemezsiniz.

Şu iyi bilinmelidir ki bir toplumun hem kendi ihtiyaçlarını karşılayacak hem de gelişmiş diğer toplumların da beğeneceği, talep edeceği mal ve hizmetleri üretebilmesi için toplumun yeterli miktarda teknoloji, tasarım ve üretim becerisine sahip nitelikli insanlar barındırması gerekir.

Teknoloji yaratabilmek için bilimsel eğitim, tasarım yaratabilmek için sanat eğitimi mutlak şarttır. Üretimin çözülmesi zor, en zor problemlerinden biri de takım çalışması yapmayı başarabilen insanlar yetiştirmektir. Belirli bir amaca yönelik disiplinli bir takım oluşturabilmek, kurallara uygun bir şekilde davranabilmek ve zamanı iyi kullanabilmek ancak çok küçük yaşlarda edinilebilecek bir beceridir. Bu beceriyi kazanmanın en sağlıklı yolu da spor eğitimidir. Sonuç olarak bilim, sanat ve spor eğitimine öncelik vermeyen bir eğitim sistemi çağdaş toplumların gereksinim duyduğu mal ve hizmetleri üretebilecek nitelikli iş gücünü yetiştiremez.

İşte tam da bu yüzden yapısal reform dediğimiz zaman birinci maddeye çağdaş üretim fonksiyonunun gerektirdiği nitelikli insan dokusunu yaratabilecek eğitim sistemini inşa etmeyi yerleştirmemiz gerekiyor. Bu elbette ki kolay ve kısa vadede gerçekleştirilebilecek bir iş değildir, sonuç vermesi yıllar alır fakat harcamayı hem de yüksek meblağlarda bir harcamayı hemen yapmanız gerekir. Çoğu popülist iktidar bu konuda adım atmaktan kaçınır, kısa vadede sonuç getirecek yeniden seçim kazanmaya yarayacak işlere odaklanır. Dahası birçok ideolojik ya da dini inanç da eğitim konusunda adım atmayı zorlaştırır.

Yapısal reformun ikinci önemli adımı hukuk reformudur. Bağımsız, tarafsız ve adil bir yargı sisteminin bulunmadığı herhangi bir toplumda nitelikli insanlar yaşamak ve üretmek istemez! Hukuk, üretenlerin hakkını koruyamıyorsa, hak ihlallerine engelleyemiyorsa orada nasıl üretim yapılabilir? Mesela iyi çalışan bir patent hukuku yoksa, tescil ettirdiğiniz marka ve ürünler kopyalanmaya karşı korunamıyorsa kopyalayan olursa da cezalandırılamıyorsa kim orada marka yaratıp üretim yapmak ister?

Yapısal reformun üçüncü önemli adımı siyasi sistemi kapsar. Bir toplumda üretici güçler siyasetin alacağı kararların şeffaf, öngörülebilir, sağduyulu, rasyonel olmasını ve mümkün olduğu kadar geniş bir mutabakat ile alınmasını bekler. Siyasi sistemin bu koşulları yerine getirebilecek bir şekilde düzenlenmiş olması gerekir. Üretim koşullarını sürpriz bir şekilde etkileyecek kararlar alınmasına hiç bir şekilde tahammül edilemez. Mesela vergiler ya da gümrükler keyfe keder durmadan değişiyorsa orada kim, nasıl ekonomik bir faaliyette bulunabilir?

Siyaset aynı zamanda nitelikli insanların içinde yaşamak isteyeceği bir toplumsal iklimi oluşturmak açısından da önemlidir ve neticede siyaset toplumun dokusunu belirler. Nitelikli insanlar kısır siyasi kamplaşma, kavga ve gerilimden uzak huzur ve refahın egemen olduğu toplumlarda huzur içinde yaşamayı ister. Nitelikli insanlar yaşadıkları toplumun onlara kaliteli bir güvenlik, eğitim ve sağlık hizmeti sunmasını bekler ve beklentileri karşılanamaz ise istediği hizmetleri sunabilen beklentilerini karşılayabilen yönetimlerin egemen olduğu ülkelere göç eder.

Evet sanırım bu noktada eğitim, hukuk ve siyaset reformları olmadan yapısal reformlardan bahsetmenin anlamsız olduğu konusunda hemfikir olmuşuzdur.

Maalesef bu kadar zor ve geniş kapsamlı işlere kalkışıp yapısal reformlar yapmak Türkiye'de iktidarların hep dilindedir ama hem çok işlerine gelmez hem de bu reformları yapabilecek bilgi, vizyon ve becerilere sahip değillerdir. Bu yüzden yapısal reformlar hep konuşulur ama bir türlü yapılamaz.

İktidarlar durmadan pansuman tedaviler ya da makyaja yönelik işler yaparak kolaya kaçarlar, yapısal sorunları çözmekten aciz kalırlar ekonomimizde bu yüzden uzun yıllardır o krizden bu krize savrulur durur.

Önceki ve Sonraki Yazılar