1. HABERLER

  2. YAŞAM

  3. Nükleer silahlar Dünya’yı meteorlardan koruyabilir mi?
Nükleer silahlar Dünya’yı meteorlardan koruyabilir mi?

Nükleer silahlar Dünya’yı meteorlardan koruyabilir mi?

Nükleer silahların insanlığı yok etme potansiyeli olduğu gibi onu kurtarma ihtimalinin de olduğu ifade edildi. James A Green dinazorlarla aynı kaderi paylaşmaktan nasıl kurtulabileceğimizi anlatıyor.

A+A-

The Conversation’da yayımlanan makaleye göre; Bruce Willis’in rol aldığı Armageddon (1998), yılın en yüksek gişe gelirini elde etmişti. Filmde petrol sondajcısı (Willis) ve uyumsuz ekibi, Dünya'ya doğru yaklaşan devasa göktaşının içine nükleer bomba yerleştirip göktaşını patlatarak insanlığı kurtarıyordu. Armageddon bir belgesel değil; hatta pek çok saçmalıkla dolu. Fakat filmin çıkışından 20 yıl sonra, temel olay örgüsü, yani asteroidin dünyaya çarpmasını önlemek için nükleer silah kullanma fikri pek de saçma görünmüyor.

Dünya’ya göktaşı çarpma ihtimali düşük olabilir ama bu ihtimal yeryüzündeki yaşam için büyük risk oluşturuyor. Yakın Dünya Nesneleri, gezegenimize çok sık çarpmaz. Ancak bir tanesi bile büyük bir felaket yaratmak için yeterlidir. (Dinozorlara sorabilirsiniz. Ah, bir saniye, soramazsınız). Az risk taşıyan tehditler elbette kolayca göz ardı edilir ancak bunların olası sonuçları çok kötü olabilir. Yakın zamana kadar dünya ülkeleri, meteor tehdidini büyük ölçüde Hollywood'a bırakılacak bir konu olarak görüyordu.

Ancak bu durum, 2013’te Rusya’da Çelyabinsk’e düşen ve binden fazla kişinin yaralanmasına neden olan meteorun ardından değişti. Meteor tehdidi birdenbire “gerçek” oldu. ABD, Rusya ve AB gibi büyük güçler meteor çarpmasına karşı hazırlıklı olmak ve buna karşı stratejiler geliştirmek için harcamalar yapmaya başladı. Örneğin, ABD, Aralık 2016'da National Near-Earth Object Preparedness Strategy adlı bir plan hazırladı.

Geçenlerde, Birleşmiş Milletler’in (BM) asteroitleri tespit etmek için uluslararası kurumsal altyapı oluşturulmasına tanık olduk. Mevcut bilimsel görüşlerle paralel olarak, nükleer silahlar meteor tehdidiyle başa çıkmak için en iyi seçenek olarak görülüyor. ABD ve Rusya, bu konuda birlikte çalışmak için müzakerelerde bile bulundu. Yani Bruce Willis ve ekibi, NASA’ya katılacak gibi görünüyor
 

YASALAR NE DİYOR?

Bir avukat olarak bu son gelişmelerin uluslararası hukuka uygunluğunu düşünmeden duramıyorum. Görünen o ki, pek de uygun değil. Nükleer silahlarla ilgili yasaların ve uzay yasalarıyla kesiştiği noktada, Soğuk Savaş döneminde yapılmış çeşitli antlaşmaların nükleer gezegen savunmasından bahsetmediği görülüyor. Yasalar her zaman net olmaz. Sonuçta asteroitler için değil, süper güçlerin silahlanma yarışı için tasarlandılar. Yine de Dünya’ya çarpacağı tespit edilen bir göktaşına nükleer silahla karşılık vermenin uluslararası hukuku büyük ihtimalle ihlal edeceği söylenebilir.

Örneğin, 1967 Dış Uzay Anlaşması’nın IV. maddesi, uzaya nükleer silahların yerleştirilmesini yasaklıyor. Bu madde, nükleer savunma sistemlerinin uzayda (yeryüzünde değil) kurulmasına imkan vermiyor.

1963 Kısmi Nükleer Deneme Yasağı Anlaşması ise, çoğu devlet için daha da büyük bir engel oluşturuyor. Bu anlaşmada nükleer güce sahip tüm ülkelerin imzası yok. Ancak ABD ve Rusya anlaşmayı destekliyor. Anlaşmanın I. maddesi “uzaydaki her türlü nükleer patlamayı” yasaklıyor. Üstelik bu anlaşmalar dışında çok sayıda başka yasal engel de var.

Ne olmuş yani? Eğer yasalarla insanlığın nesli arasında bir seçim yapamız gerekse, pek düşünmezdik. Hukuk, küresel bir intihar sözleşmesi değildir. Nitekim, nükleer güçlerden biri olan Rusya, -asteroit ortaya çıkarsa- büyük olasılıkla "önce füze fırlatıp sonra mahkemeye başvurmayı" tercih edeceğini çoktan söyledi.

Ancak kanunu görmezden gelmek de tehlikelidir. Nükleer güçlerin belirsiz bir “asteroit” tehdidini bahane edip yeni savaş başlıkları geliştirdiğini, hatta nükleer silahlarla uzayı tahrip ettiğini hayal etmek zor değil. Ve bu güçler uluslararası hukuku özür dilemeyecek şekilde ihlal ederse, yasaların sağlayacağı denetimden de kaçmış olur. Bu, farazi bir göktaşı tehdidinden daha tehlikeli olabilir.

Hastings International & Comparative Law Review adlı yayında yer verilen makalemde, uluslararası hukukun bu önemli soruna çözüm bulması gerektiğini savundum.

Bu yasa, devletlerin asteroit tehdidini bahane ederek nükleer silahsızlanma yükümlülüğünden kaçınmasını engellemeli ve uzayda nükleer kullanımını bastırmalı. Ancak diğer yandan, kendimizi kurtarmak için “nükleer seçeneğe” ihtiyacımız olduğunda, çok taraflı nükleer savunmaya da izin vermeli.

PEKİ ÇÖZÜM NEDİR?

Bu nedenle, büyük bir göktaşının Dünya’ya çarpacağı tespit edildiğinde ve bağımsız bilimsel araştırmaların nükleer savunmayı açıkça desteklediği durumlarda, nükleer silahların uzayda kullanımı için yasal istisnalar içeren bir anlaşma yapılmasını öneriyorum.

Aynı zamanda, kötüye kullanımı engellemek, uzmanlığın ve kaynakların bir araya getirilmesiyle başarı şansını arttırmak için; bağımsız olarak atanmış bilimsel uzmanların ve kuruluşların doğrudan bilgi sağlayacağı, tüm devletlerden (veya mümkün olduğunca çok sayıda devletten) oluşan bir kurulun oluşturulmasını istiyorum.

Bu kurulun ilk amacı ülkelerin bu yasal istisnaları nükleer silah üretmek amacıyla kötüye kullanmasını engellemek. İkinci amacı da dinozorlar gibi yok olmamak için  insanlığın hızlı davranmak zorunda kaldığı durumlarda, BM Güvenlik Konseyi gibi mevcut kurumlarla yaşanabilecek sorunları önlemek.

Yasal, siyasi ve mali açıdan son derece karmaşık olan tüm bu gelişmeler, çok zaman alacaktır. Ancak “asteroit tehdidi” söz konusu olduğunda, zaman mesele değildir. Ta ki ufukta görünene kadar… Bu sebeple girişimin hemen başlatılmasını da öneriyorum.

2013'ten bu yana siyasi ve bilimsel bağlam değişti, ancak yasalar 1960'larda takılı kalmış ve güncellenmesi gerekiyor. Eğer yasaları güncellemezsek Armageddon (kıyamet) meselesini büyük riske atabiliriz.

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.